Uluslararası Uçurtma Festivali, Ahmedabad, Hindistan’da yapıldı. Her sene düzenlenen festivale 30’dan fazla ülke ve 100’den fazla uçurtmacı katıldı. Türkiye’nin de davetli olduğu festivale Martı Uçurtma Kulübü adına Emin Bozbey ve ben katıldık. Ayrıca Elif Zaman’da belgesel yapımcısı olarak festivale katıldı. Festival 10-14 Ocak tarihleri arasındaydı. İlk gün yarışma ve ikinci gün tören günüydü.

Festival katılımcıları ile daha henüz Atatürk Havalimanı’nda karşılaşmaya başladık. Belçika, Hollanda ve İsrail’li uçurtmacılar İstanbul’dan aktarma yapıyorlardı. İsrail ekibi bizi çok sıcak karşıladı. Özellikle Filistin ile İsrail arasında tatsız bir savaş varken İsrail ekibi bu ayıbı bize hissettirmedi. Zaten uçurtmacıların savaşçı fikirleri olması beklenemez. Uçurtma barış elçisidir.

Uçak Delhi’ye indi. Akşam Ahmedabad’a gidecek uçağa kadar bizi otelde dinlenmeye aldılar. Bir kaç kişi toplanıp arabalı bir rehber tutarak olabildiğince çabuk bir Delhi gezisi yapmaya karar verdik.  Gezi yetersiz olduğu kadar rehber tarafından da kazıklandık. Kendisine buradan saygılarımızı sunuyoruz.

Akşam Ahmedabad’da havalanından alınıp otele bile uğramadan tanışma yemeğine götürüldük. Çok uzun konuşmalar yapıldı, bize onlarsız hiç bir yerden geçemeyeceğimiz yaka kartlarımız verildi. Tişört, yelek ve şapka da hediye edildi. Yorgun bir şekilde otele vardık. Uçurtmacıların büyük bir bölümü başka bir otele, küçük bir bölümü bizim bulunduğumuz otele geçti.

Sabah erkenden Polis Stadyumu’na götürüldük. Yarışma ve tören burada yapılıyor. Alan bir futbol sahası olduğu için rüzgar konusunda iyi değil. Çevredeki binalar yüzünden türbülanslı bir rüzgar var. Üstelik sahanın yarısı sandalyeler ve tören çekim bölümüne  ayrıldığı için 100’den fazla uçurtmacı sorun yaşıyor. Yarışma için çağrılar yapıldı ve katılımcılar jüri önüne geçti. Bu sene yarışma organizasyonu biraz sıkıntılı ve uzun oldu. Gün jüri değerlendirmelerini bekleyerek geçti. Yarışmaya katılmayanlar uçurtmalarını açtılar. Hafif rüzgar uçurtmaları uçacak rüzgarı buldular. Fakat türbülanslı rüzgar yüzünden uçurtmacılar ipler birbirini kesmesin diye sürekli sahada koşturmak zorunda kaldılar. Yine de düşen ve kopan uçurtmalar oldu. Standlar alan içindeydi ve daha düzenliydi. Standlar alanı biraz daraltıyorlardı, ama geçen yıl saha dışında olan standlara git gel çok daha zordu. Standlar rüzgar altında oldukları için düşen uçurtmalar stand üzerinde kaldılar.

Hindistan’da zorluk çekilen konulardan biri yemekler. Yemekler bol acılı, şekerli, en kötüsü de tadını çekilmez hale getiren garip baharatlar içermesi.  Geçen yıldan bildiğimiz bu yemekler bana eskisi kadar kötü gelmedi. Tadlarına alışmaya başlamışım galiba. Emin abi ise yemekler konusunda benden daha rahat. Bu onun dördüncü yılı.

Bu kadar uçurtma ve uçurtmacıyı bulmuşken hepsini fotoğraflamaya giriştim. Neyse ki geçen seneden farklı uçurtmalar vardı.  Geçen seneden tanıdıklarımız ile selamlaşmalar, karşılıklı hediyeler, bolca uçurtma ve fotoğraf ile günü kapattık.

Ertesi gün tören günü olduğu için daha erken alana vardık. Binlerce çocuk ellerinde bayraklar ve gösteri kıyafetleri ile alana doluştular. Gösteri yaptılar, uçurtmacılar ülke bayrakları ile protokolü selamladı ve kendilerine ayrılan yerlere geçtiler. Uzun konuşmalar yapıldı. Eyalet valisi konuşmaları bittikten sonra uçurtmacılar ile uçurtma uçurdu. Büyük başlar gittikten sonra meydan uçurtmalara ve halka kaldı. Yine dengesiz esen rüzgar altında savrulan uçurtmaları elimizden geldiğince uçurtmaya çalıştık. Elif de kendi imkanları ile yaptığı uçurtmaları açtı. Yetmedi akşam otelde bir uçurtma daha yaptı. Yaptığı uçurtmalar fazla uçamadıysa da Elif’e önemli bir deneyim kazandırdılar. Elif zamanının büyük kısmını çekimlere değil uçurtmalarına ayırdı.

Akşama kadar kesintisiz uçurtma uçuruldu ve gece uçurtmasına kalacağımız duyurusu yapıldı. Ahmadabad’ta uçurtma ipine fener takıp uçurtmak da gelenekmiş. İşin ilginç yanı orta boy bir fighter uçurup üzerine çokça fener bağlamaları oldu. Fighter’ın bu kadar iyi yük kaldırması ilginçti. Fenerler ledliydi. Gece rüzgar kesilmedi ve geç saate kadar herkes uçurtma uçurdu. Yorgunluğa karşın kimse kenara çekilmedi.

Uçurtma festivalinin gösteri bölümü bu iki günden ibaretti. Üçüncü gün bize şehrin eski bölümü gezdirildi. Geçen sene gezmiş olduğumuz için ilk gezişimiz kadar ilginç gelmedi bize. Tarihi bölgedeki gezi uçurtma pazarı alışverişi ile devam etti. Uçurtma pazarı şehrin bir kaç yerinde var. Pazarda ipler ayrı, uçurtmalar ayrı dükkan ya da tezgahlarda satılıyor. Herkes kendine göre alışveriş yaptı. Biraz geleneksel çatıdan uçurtma uçurma etkinliği için, biraz ülkesine götürmek için.

Alışveriş sonrası çatılara çıkacağımız bölgeye götürüldük. Geçen yıl bir kaç çatıya dağılmışken bu yıl tüm uçurtmacılar bir çatıya toplandı.  Belki bir gurup da başka bir çatıya geçmiş olabilir. Fakat çok kalabalık, sıkış tıkış bir halde uçurtma uçurmaya başladık. Bu sırada çervedeki binalarda insanlar müzikleri sonuna kadar açmış, uçurtma uçurmaya girişmişlerdi. Göz alabildiğine kadar tüm çatılarda uçurtma uçuruluyordu. Tüm şehrin bu kutlamaya katıldığı belliydi. Uttarayan, Makar Sakranthi gece ile gündüzün eşit olduğu gün kutlanıyor. Mevsim değişimi.

Bulunduğumuz mahallenin uçurtma pazarına uğradık ve bir kaç şey almaya çalıştık. Çatıda uçurtma uçurmak kalabalık yüzünden hayli zordu. Çatıda biraz eğlendikten sonra pazarda rahatça gezinmek iyi geldi. Tekrar çatıya çıkmadık ve yol kenarındaki banklarda oturduk. Rehberler akşamı beklemeden bizi bir araçla otele gönderdiler. Diğer uçurtmacılar hala çatıda uçurtma uçurmaya devam ediyorlardı. Gün daha bitmemiş olmasına karşın bayram nedeniyle her yer kapalıydı ve yapacak bir şey olmadığı için dinlenmeye karar verdik. Hayli yorgunduk.

Dördüncü gün garip bir şekilde bizi ilgilendirmeyen bir etkinliğe götürüldük. Ekonomi ve turizm hakkında konuşmaların yapıldığı çok büyük bir fuar merkezindeydik. Konuşmalar bizimle ilgili olmadığı için herkes birer ikişer kaybolmaya başladı. Çervede fazla gezilecek bir yerde yoktu. Bir medya binası bulduk. İnternet için ayrılmış bilgisayarlardan postaları kontrol edebildik. Gurubu kaçırmamak için toplantı binasına döndük ve yemek arası oldu. Çok kalabalık bir etkinlik, binlerce insan. Yemeklerimizi yedikten sonra kaçmayalım diye bizi daha önlerde bir yere götürdüler. Fakat burada da kimse kalmadı. Herkes otobüslerin yakınındaki ağaç altında toplandı. Kore’liler yanlarında getirdikleri içki ile kafayı bulunca (Hindistan’da içki yasak) gösteriye başladılar. Biri sunuculuk yapıp her ülkenin kendi şarkılarını söyletti. Şamataya önce halk, sonra polisler toplandı. Belli ki bizim gibi ilgisiz getirilen öğrenciler de kaçmış ve eğlenceyi izlemeye gelmişlerdi. Koreli sunucumuz yakaladığı herkese şarkı söyletti. Bir süre sonra bundan da sıkıldık. Yine de zaman geçti. Otobüslere binip geri döndük. Bu anlamsız etkinlik umarım bir dahaki senelerde tekrar etmez.

Önceki yıllarda Ahmadabad dışında guruplar 3’e ayrılır ve 3 ayrı şehire giderler, burada bir günlük festival yaparlardı. Bu sene bu uygulama olmadığı için zaman fazlamız oldu. Bizi şehrin biraz dışında tarihi bir yere götürdüler. Su sarnıcı diyebileceğimiz, basamaklı bir kuyu. Müthiş taş yontmaları. Hintliler taş ve tahta oymaları konusunda gerçekten harika eserler vermişler. Ardından bölgenin ünlü lokantalarından birinde yemek.